Diyabet Hakkında Merak Ettikleriniz

Dünya Sağlık Örgütü tarafından Aralık 2006 tarihinde ilk defa bulaşıcı olmayan bir kronik hastalık yani Diabetes Mellitus mutlaka mücadele edilmesi gereken çok önemli bir hastalık problemi olarak tanımlanıyor.

0
diyabet
diyabet nedir ?

Dünya Sağlık Örgütü tarafından Aralık 2006 tarihinde ilk defa bulaşıcı olmayan bir kronik hastalık yani Diabetes Mellitus mutlaka mücadele edilmesi gereken çok önemli bir hastalık problemi olarak tanımlanıyor. Dünyada diyabetli insan sayısı hızla artıyor. Ülkemizde de diyabetli nüfus çok hızlı bir yükseliş eğrisi gösteriyor. 10 milyondan fazla kişinin diyabet hastası olduğu tespit edildi. Sağlıksız, yanlış beslenme ve hareketsiz yaşam, bu hastalığın ortaya çıkışını hızlandırıyor. Diyabetten korunmanın ve diyabetle yaşamanın yollarını Bayındır Hastanesi Kavaklıdere Endokrinoloji Bölüm Başkanı Uzman Dr. Şen Ilgın anlattı.

Diyabet hastalığı nasıl bir tablodur, tanımlar mısınız?

Şeker hastalığı olarak bilinen Diabetes Mellitus (DM), midemizin arkasında bulunan bir organ olan pankreasın insülin salgısının tamamen veya kısmen yetersizliği veya eksikliği sonucu kandaki şeker miktarının normalden yüksek oluşudur. Organizmanın karbonhidrat, protein ve yağlardan yeterince yararlanamadığı, sürekli tıbbi bakım gerektiren kronik bir metabolizma hastalığı. Sağlıklı bir bedende glikozun yani şekerin, dokulara enerji sağlayabilmek için kan akımından ayrılarak kas hücreleri gibi bazı hücrelerin içine girmesi gerekiyor. Glikozun hücre içine girmesi, pankreas tarafından üretilen insülin hormonu tarafından gerçekleştiriliyor. İnsülin, diyabetli hastalarda ya hiç yok ya da bulunmasına rağmen hücre düzeyinde kullanılamamakta. Bunun sonucunda glikoz hücre içine giremiyor ve kanda birikiyor. Sonuçta kan şekeri düzeyi yükseliyor.

Diyabet hangi belirtilerle ortaya çıkıyor, tanısı nasıl konuyor?

Diyabette nadiren hiç belirti olmuyor. Bu hastalarda, rastlantısal olarak, genel tetkikler sırasında kan şekeri yüksekliği fark ediliyor ve diyabet tanısı konuyor. Bunun dışında hastalar genellikle halsizlik, yorgunluk, istem dışı kilo kaybı, susama hissi, ağız kuruluğu, çok su içme, sık idrara çıkma, sıkça tekrarlayan bulanık görme, genel vücut deri kaşıntısı, kadınlarda tekrarlayan genital bölge enfeksiyonları, ayaklarda yanma, karıncalaşma, keçeleşme ile seyreden nöropatiden şikayet ediyor. Diyabet tanısı konması için; çok su içme, sık idrara çıkma ve açıklanamayan kilo kaybı gibi klasik diyabet belirtilerine ek olarak rastgele bakılan kan şekerinin 200 mg/dl’ye eşit ya da üzerinde olması veya sekiz saat açlıktan sonra sabah yapılan açlık kan şekeri ölçümünün 126 mg/dl’ye eşit ya da üzerinde olması kriterleri gereklidir.

Dünyada ve ülkemizde diyabet görülme sıklığı nedir?

Diyabet sarsıcı sosyal, ekonomik ve insani etkileri olan evrensel bir sorun. Bugün dünyada 350 milyon civarında insan diyabetle yaşıyor ve bu sayı her yıl artıyor. Bu büyüyen sorun, her ülkedeki sağlık kaynaklarını tüketmekte; birçok insanı öldürmekte veya sakat bırakmakta. Diyabet sıklığının istatistiksel tahminlerin ötesinde çok hızlı artış göstermesi, tanıdan itibaren yaşam boyu sürmesi, ağır komplikasyonlarla seyretmesi, iş gücü ve yaşam süresini olumsuz etkileyen bir hastalık olması nedeniyle, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler tarafından Aralık 2006’da küresel bir hastalık olarak kabul edildi ve tüm ülkelerin sağlık otoritelerine diyabetle mücadele çağrısı yapıldı. Türkiye’de 2010 yılında yayınlanan, 26 bin 499 kişi üzerinde yapılan, İ.Ü. Tıp Fakültesi tarafından T.C. Sağlık Bakanlığı’nın sahada lojistik işbirliği ile gerçekleştirilen “Türkiye Diyabet, Hipertansiyon, Obezite ve Endokrinolojik Hastalıklar Prevalans Çalışması-II (TURDEP-II Çalışması) verilerine göre, diyabet sıklığı yüzde 13.7 olarak tespit edildi. Bu oran, 1997-98 yıllarında yapılan TURDEP-I çalışmasında yüzde 7.2 olarak bulundu. Bu verilere göre; 12 yıllık süreçte ülkemizde diyabet oranı yüzde 90 oranında arttı. Bu, ülkemizde 10 milyon kişinin üzerinde diyabetli olduğuna işaret ediyor. Aynı çalışmaların verilerine göre obezite ise, 12 yılda yüzde 22.3’ten yüzde 32’ye, yüzde 44 oranında artış gösterdi.

Her kan şekeri yüksekliği diyabete işaret ediyor mu?

Hayır, her kan şekeri yüksekliği diyabet değil. Diyabet olmayan kan şekeri yükselmeleri şöyle kategorize edilebilir: Açlık kan şekeri 100-125 mg/dl arasındaysa ‘bozulmuş açlık şekeri’; şeker yükselme testinde ikinci saat kan şekeri 141-199 mg/dl arasındaysa ‘bozulmuş şeker toleransı’dır. Bu iki durum da prediyabet  olarak adlandırılıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here