Diyabet tipleri ve bunları birbirinden ayıran özellikler neler?

0
diyabet
diyabet hakkında
Genel bir sınıflama yapılırsa, Tip 1 ve Tip 2 diyabet olarak iki ana grupta incelenebilir. Gebelikte çıkan diyabet de ayrı bir başlık altında sayılıyor. Tip 1 diyabet, tüm diyabetlilerin yüzde 10 kadarını oluşturuyor. Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin salgılayan beta hücrelerini tahrip etmesi sonucu oluşan, mutlak insülin eksikliğiyle karakterize bir durum.
Genellikle 30 yaş altında çok ani ve gürültülü başlıyor. Hastalar zayıf veya normal kilodadır ve ömür boyu insülin kullanılması zorunludur; kullanılmadığı takdirde koma ve ölüm gelişiyor. Tip 2 diyabet ise diyabet hastalarının yüzde 90’ını oluşturuyor. Hastaların çoğunluğu kiloludur. Hücre düzeyinde insülin direnci nedeniyle insülinin yeteri kadar hücre içine girememesi ve kullanılamaması sonucu ortaya çıkıyor. Genellikle 40 yaşın üzerinde görülüyor. Ancak son yıllarda obezite ve hareketsiz yaşam gibi sorunlar yüzünden Tip 2 diyabete yakalanma yaşı ilkokul çağına kadar düşmüştür. Tip 2 diyabet sinsi ve yavaş seyreder ve bazen komplikasyonları ile birlikte tanı konuluyor. Vakaların üçte biri tanı konulmadan yaşamaya devam ediyor. Güçlü bir genetik yatkınlığı bulunan hastalık, bir sonraki nesilde daha erken yaşlarda görülebiliyor.
Diyabetin tedavisi tiplerine göre farklılık gösteriyor mu?
Tip 1 diyabette pankreasta insülin salgı azlığı veya yokluğu söz konusu olduğu için, pankreasın üretemediği insülinin enjeksiyonla ömür boyu yapılması tek tedavi seçeneği. Ağızdan alınan ilaçlarla tedavi edilemiyor. Tip 2 diyabette ise klinik ve laboratuvar değerlerine göre sadece diyet tedavisi gibi geniş bir tedavi yelpazesi vardır. Diyabet tedavisinin temelini eğitim (diyabetle ilgili yaşam, bakım bilgileri) beslenmenin düzenlenmesi, kan şekerinin normale çekilmesi, küçük ve büyük damar komplikasyonlarının ve kalp damar risk faktörlerinin kontrol altına alınması oluşturuyor. Diyabetin tipi her ne olursa olsun hastanın eğitimi, diyet ve egzersiz tedavinin değişmez sacayağı. Bu tedavilere her hastada tanı anından itibaren başlanması gerekiyor. Kilosu ve kan şekeri yüksekliği fazla olmayan hastalarda tedaviye ilaç vermeden sadece diyet tedavisi ile başlanabiliyor. Ya da diyet-egzersiz programlarına iyi uyan, kan şekeri ayarı ilaç tedavisi altında çok iyi olan hastalarda ağızdan ilaç tedavisi kesilebiliyor. Ancak ilaçsız devam edebilmek için, hastanın ilaç almadığı zamanlardaki takiplerinde, kan şekerlerinin hedef değerlerde seyretmesi gerekmekte.
Diyabet tanısı alan kişinin yaşamının hangi alanlarında değişiklik yapması gerekiyor? Diyabette beslenme planlaması nedir?

Diyabeti sağlıklı yaşamla alt edin… Diyabet tanısı alan kişide yaşam şekli düzenlemesine gidilmesi, kişi kiloluysa kilo vermesi, sigara kullanıyorsa mutlaka bırakması gerekmekte. Hipertansiyon mevcutsa kan basıncı düzenlenmeli, kan yağları yüksekliği varsa düşürülmeli, günlük yağ alımı azaltılmalı, kalori kısıtlanmalı, ortalama bir egzersiz programına (günde 30 dakika, haftada en az üç gün tempolu yürüyüş gibi) başlanmalı. Tip 2 diyabet tedavisinde obezite ile başa çıkmak çok önemli; çünkü obezite sadece diyabet ve ona eşlik eden bozuklukları kolaylaştırıcı bir faktör değil, iyi bir metabolik kontrole ulaşmayı da zorlaştıran bir durum. Aşırı kiloların verilmesi metabolik kontrolü iyileştiriyor, yaşam süresini uzatıyor. Diyabette beslenme çok önemlidir, sağlıklı ve gereken miktarda besin alınması önemlidir. Beslenme ve diyet uzmanınca hazırlanan programla, bireysel özelliklere göre değişen enerji ve besin ihtiyacı, yeterli ve dengeli beslenmeyi oluşturacak şekilde, çeşitli yiyeceklerden karşılanmalı. Üç ana, üç ara öğünün zamanında alınması gerekiyor. Hastalara ne yiyeceği, ne miktarda yiyeceği, ne ile neyi birlikte yemesi gerektiği ve ne zaman yiyeceği, üzerinde önemle durularak anlatılmalı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here