Hipertansiyon neden olur ?

0
hipertansiyon neden olur

 Hipertansiyon (Yüksek tansiyon )günümüzde pek çok kişide görülen sinsi ve bir o kadar da tehlikeli bir hastalık. Sadece yaşam tarzı değişiklikleri ile ortaya çıkmasını önlemek mümkün olabiliyor. Ancak yeterince ciddiye alınmadığı için dünyada ve ülkemizde büyük bir sağlık sorunu olmaya devam ediyor.

Hipertansiyon yıllarca hiçbir belirti vermeden sinsice ilerliyor ve fark edildiğinde vücutta önemli hasarlar oluşmuş yani geç kalınmış olabiliyor. Hatta bazen yüksek tansiyona bağlı ani ölümler yaşanabiliyor. Dünyada bir milyarın üzerinde ülkemizde ise yaklaşık 18.5 milyon kişinin yüksek tansiyon hastası olduğu biliniyor.Bayındır Hastanesi Kavaklıdere Kardiyoloji Bölümü’nden Uzman Dr. Mehmet Kutlu Çelenk, toplum sağlığı açısından ele alındığında, hipertansiyonun çok ciddi ancak yeterince ciddiye alınmayan ulusal ve küresel bir sorun olduğunu belirtiyor. Risk faktörü olmasa dahi her erişkinin yılda en az iki kez kan basıncı ölçümü yaptırması bu sorunun önüne geçilmesinde rol oynuyor.

Normal tansiyon değerleri

Normal kan basıncı değeri 120/80 mmHg ve altı olarak kabul ediliyor. 140/90 mmHg’nın üstü ise yüksek tansiyon olarak tanımlanıyor. Tanı için farklı zamanlarda yapılacak en az iki ölçümde sonucun yüksek çıkması gerekiyor. Büyük 120-140 ve küçük 80-90 arasındaki ara bölge ise ‘pre-hipertansiyon’ adıyla anılıyor. Bu değerlere sahip kişilere tedavi verilmiyor ama gelecekte kan basınçlarının artarak 140/90’ın üzerine çıkma olasılığı yüksek olduğu için iyi izlenmeleri gerekiyor.

Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Kutlu Çelenk, hipertansiyonun iki tipi bulunduğunu belirtiyor: “Tüm hipertansif hastaların yüzde 95’ini oluşturan tip Esansiyel Hipertansiyon’dur. Nedeni tam olarak bilinmese de günümüzde kabul edilen görüşlere göre Esansiyel HT; böbreklerin sodyumu (tuzu) yeterince atamaması, ilerleyen yaşla beraber damarların elastikiyetini kaybetmesi ya da aşırı tuz tüketimi gibi nedenlerden ötürü gelişiyor. Bu tabloda ilaç tedavisi esas oluyor. Yüzde beşlik grubu ise ikincil hipertansiyon oluşturuyor. Burada farklı olarak tansiyon yüksekliğine doğrudan sebebiyet veren tıbbi bir sorun bulunuyor. Kronik böbrek hastalığına, böbrek atardamarının daralmasına, böbreküstü bezlerden ya da bazı tümörlerden damar büzücü özelliğe sahip bir takım hormonların fazla salgılanmasına ya da doğuştan aort damarının dar olmasına bağlı gelişebiliyor. Tedavide ilaçların rolü olmakla birlikte, altta yatan sebebin tespiti ve giderilmesine yönelik girişimler de yapılıyor.”

Kan basıncı değişken bir değer.

Bayındır Söğütözü ve Kavaklıdere Hastaneleri Kardiyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Can Özer, kan basıncının çok değişken olduğunu, aynı kişide bile aynı gün içinde değişebildiğini belirterek, “Değerler normal günlük aktivite sırasında yükselir ya da düşer. Örneğin egzersiz, konuşma, stres kan basıncını yükseltir. Gündüz daha yüksek, gece daha düşüktür. Yazın düşük, kışın daha yüksektir. Kan basıncı, özellikle de sistolik basınç (büyük tansiyon) yaşla yükselir. Erişkin yaşlarda kan basıncı kilo ile yakın ilişkilidir. Kilo alınmasıyla yükselir, kilo verilmesiyle düşer.” diyor.

Beyaz gömlek hipertansiyonu

Kan basıncının klinikteki ölçümünün, günlük yaşamda evde ya da kan basıncı takip cihazı ile izlemeye göre 20/10 mmHg yüksek çıkmasına ‘beyaz gömlek hipertansiyonu’ deniliyor. Doç. Dr. Can Özer, bu durumdaki hastalarda da yaşam biçimi değişikliklerinin uygulanması ve tedavilerinin değerlendirilmesi gerektiğini söylüyor.

Evde kan basıncı ölçümü

Evde kan basıncı takibini sağlıkla yapabilmek için, öncelikle doğru ölçen bir alete sahip olmak ve doğru ölçme yöntemini bilmek gerekiyor. Koldan ölçüm yapan cihazların daha güvenilir olduğunu belirten Doç. Dr. Özer, “Ölçüm sabah ve akşam 1-2 dakika ara ile ikişer kez olmak üzere ilaç almadan ve yemek yemeden önce yapılmalı. Evde yapılan ölçümlerin doktora giderken götürülmesi tedavinin düzenlenmesinde yararlı oluyor. Ölçüm sağ veya sol koldan yapılabilir. Yüksek olan ölçümün kaydedilmesi gerekiyor. Arada sırada olan yükselmeleri önemsemeyin ancak sık sık yükseliyor ya da aşırı yükseliyorsa doktorunuza mutlaka bilgi verin. Ölçümleri belli aralıklarla yapın, gereğinden fazla ölçüm yapıp gerilmeyin.” diyor.

Tanı nasıl konuluyor?

Yüksek tansiyon bazı kişilerde baş ve ense ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı gibi yakınmalara sebep olsa da, çoğu hastada hiçbir belirti vermiyor. Ve bu nedenle ‘sinsi katil’ olarak tanımlanıyor. Doç. Dr. Can Özer, yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermediği için özellikle ailesinde hipertansiyon hikayesi olan, 40 yaşın üstünde, fazla kilolu, diyabet ve/veya kronik bronşit hastası ve uyku apnesi olan kişilerin sık tansiyon kontrolü yapmalarını öneriyor. Doktorun, değerlendirmeyi yaparak hipertansiyon tanısını koyduğunu belirten Doç. Dr. Özer, “Bireysel koşullar önem taşıyor. Şeker hastalığı eşlik ediyorsa 130/80 yüksek bir değer oluyor. Daha sonra, tedavi biçimine karar veriliyor. Hangi hasta yalnızca yaşam tarzı değişiklikleri ile izlenecek, hangi hastada bunlara ek ilaç tedavisine başlanacak, ilaçların yan etkileri, tansiyonu düşürmemenin zararları, yarar ve zarar dengesine göre karar verilerek tanı ve tedavi belirleniyor.” diyor.

Mutlaka tedavi edilmeli.

Hipertansiyon kalp-damar hastalığı riskini yükseltiyor ve felçe sebebiyet vererek yaşam süresini kısaltabiliyor. Bu nedenle de tedavi edilmesi gerekiyor. Tedavi edilmeyen yüksek tansiyon beyin dolaşımı, kalp, damar, göz ve böbrek hastalıkları için ciddi oranda hastalığa ve ölümlerde artışa neden oluyor. Yüksek tansiyonun belirti vermeden vücuda zarar verdiğini belirten Bayındır Hastanesi Söğütözü Kardiyoloji Bölümü’nden Dr. Hazım Dinçer, tedavi edilmediği takdirde öldürücü olabileceğini söylüyor.

En iyi tedavi, yaşam tarzı değişikliği.

Tedavide hedef ölçümleri 140/90’ın altına çekmek. Kronik böbrek ve şeker hastalarında ise 130/80’in altı hedefleniyor. Tedavide ilaç seçimi hastanın tansiyon değerlerine, yaşına, cinsiyetine, eşlik eden hastalıklarına, genel kalp riskine ve olası yan etkilere göre, her vaka için ayrı belirleniyor. Dr. Hazım Dinçer, “Bir hastaya iyi gelen ilaç başka bir hastada hiç kullanılamayabilir; size en uygun tedaviyi hekiminiz belirleyebilir.” diyor. İlaç tedavisinin yanı sıra risk yaratan yaşam tarzı alışkınlıklarını da değiştirmek gerekiyor. Bunların başında sigarayı bırakmak, sağlıklı beslenmek, kilo vermek, düzenli egzersiz yapmak, tuz ve alkol tüketimini azaltmak yer alıyor. Dr. Dinçer, “Bu önerilerin yararları sadece tansiyonu düşürmekle sınırlı değil. Sağlıklı bir yaşam tarzı; sayılan hastalıkların riskini düşürmenin yanı sıra, çok sayıda kanser türü, depresyon ve eklem sorunları gibi başka kötü hastalıkların da gelişme olasılığını azaltıyor.” diyor.

Tedavi ömür boyu sürüyor.

Kan basıncını düşüren ilaçların etkisi her hastada aynı şekilde olmuyor ve bazı yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Kan basıncı düşmesi, nabız sayısının azalması, nefes darlığı, kramplar, boğazda gıcık, öksürük, ayaklarda şişme gibi belirtiler olabiliyor. Bu belirtilerin devam etmesi ve hastayı rahatsız etmesi durumunda doktora danışılarak önlem alınıyor ancak tedavinin kesinlikle bırakılmaması gerekiyor. Hipertansiyon tedavisi; yani yaşam biçimi değişiklikleri ve gerekiyorsa ilaç tedavisi ömür boyu sürüyor çünkü önlemler ve ilaçlar bırakıldığında kan basıncı tekrar yükseliyor. Doktor kontrolüne düzenli devam edildiğinde ilaçların artırılmasına ya da azaltılmasına karar verilebiliyor. İlaç tedavisine yanıt vermeyen dirençli hipertansiyonlu hastalarda Renal Denervasyon ve Baroreseptör Stimülasyonu gibi işlemler uygulanabiliyor.

HİPERTANSİYON RİSK FAKTÖRLERİ

  • Sigara içmek (pasif içicilik dahil)
  • Aşırı kilo
  • Hareketsiz yaşam
  • Sağlıksız beslenme
  • Aşırı tuz tüketimi
  • Stresli yaşam
  • Alkol tüketimi
  • Şeker hastalığı (diyabet)
  • Ailede hipertansif bireyler olması
  • Uykuda solunum durma bozukluğu (uyku apnesi)
  • Kronik uykusuzluk
  • Bazı ilaçlar (ağrı kesiciler, doğum kontrol hapları, soğuk algınlığı hapları, bazı burun spreyleri)

Bilmeniz gereken terimler

Tansiyon, standart pompalı ya da elektronik cihazlarla ölçülebiliyor. Ölçüm birimi mmHg (milimetre civa). Ölçüm iki ayrı rakamla ifade ediliyor. Sistolik (büyük) tansiyon; kalbin aktif olarak kasıldığı andaki değeri ifade ediyor. Diastolik (küçük) tansiyon; kalbin dolma safhasında, gevşediği sıradaki değeri gösteriyor.

Hipertansiyon görülme sıklığı

  • Dünyada bir milyardan fazla hipertansiyon hastası var.
  • Sadece ABD’de yüksek tansiyon vakalarının sayısı 80 milyona yaklaştı.
  • Ülkemizde 18.5 milyon hipertansif olduğu tahmin ediliyor.
  • Nüfus artışı, sağlıksız beslenme, şişmanlık ve diyabet (şeker hastalığı) gibi olumsuz etkenlerle bu rakamların giderek artması bekleniyor.
  • 50 yaşına gelmiş bir insanın, o ana dek ortaya çıkmamışsa- kalan ömründe hipertansiyon gelişme olasılığı yüzde 80’den fazla.
  • Hipertansiyon dünyadaki her sekiz ölümden birinin doğrudan sebebini oluşturuyor.
  • Bu hastalık ayrıca yaşam kalitesini bozuyor, iş gücü kaybına ve sağlık harcamalarında ciddi artışlara neden oluyor.

DİYABET VE HİPERTANSİYON İLİŞKİSİ

Bayındır Söğütözü ve Kavaklıdere Hastaneleri Kardiyoloji Bölüm Başkanı Doç. Dr. Can Özer, şeker hastalarında hipertansiyonun iki kat daha fazla görüldüğünü belirtiyor ve ekliyor: “Hipertansiyonda kalp-damar hastalığı, felç, kalp yetmezliği, atriyal fibrilasyon, kronik böbrek hastalığı ve periferik damar hastalığı riskinin iki kat arttığı biliniyor. Şeker hastalığı ve hipertansiyon beraberliğinde bu riskler yüzde 50 ve daha çok yükseliyor, ölüm olasılığı da artıyor. Bu nedenle, şeker hastalarında kan basıncı yakından izlenmeli ve mutlaka kontrol altında tutulmalı.” diyor.

Tedavi sırasında dikkat edin.

  • İlaçlarınızı, doktorunuzun belirttiği şekilde düzenli olarak kullanın. Kullandığınız diğer ilaçları doktorunuza gösterin.
  • Doktorunuzun uygun göreceği aralıklarla kontrollere gidin.
  • İlaçlarla bir yan etki yaşadıysanız mutlaka bildirin.

 

  • Evde tansiyon takibi yapın. Özellikle de kola takılanlar, doğru kullanıldıkları takdirde kan basıncını gayet hassas ölçebiliyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here