Kadınlarda yumurtalık kistleri de kilo yapar mı?

0
çocuk düşürme

Kadınlarda yumurtalık kistleri de kilo yapar mı?

Her kist kilo yapmaz, ancak “polikistik över sendromu” denen hastalık kadınlarda kilo artışı ve şeker hastalı­ğına yatkınlık yapmaktadır. Bu hastalarda tüylenme ve âdet bozukluğu da vardır. Teşhis için hormon tetkiklerin­den ve yumurtalık ultrasonundan yararlanılır. Tedavide bu hastalığa yönelik ilaç, uygun sağlıklı diyet ve egzersiz uy­gulanır.

Testosterona ve östrojene bağlı kilo artışı

Kilo artışı yapan diğer hormon hastalıkları nelerdir?

Biraz önce belirttiğim gibi böbreküstü bezinin aşırı ça­lışması durumunda bu bezden fazla miktarda “kortizol” hormonu üretilir. Kortizol hormonunun fazlalığıysa, vü­cutta özellikle karın ve ensede yağ birikimine ve şişmanlı­ğa neden olur. Bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan kortizon ilacı da aynı mekanizmayla kilo alınmasına ne­den olmaktadır.

Kadınlarda süt salgılatan hormon olarak bilinen “prolaktin” hormonunun fazla salgılanması da kilo almaya yol açan bir hormon bozukluğudur. Prolaktin hormonu bey­nimizde bulunan hipofiz bezinden salgılanır. Hipofiz bezindeki tümörler aşırı prolaktin hormonu salgıladığında âdetlerde bozulma, memeden süt gelmesi, tüylenme ve ki­lo alımı gözlenir.

Erkeklerde testosteron isimli erkeklik hormonunun az salgılandığı veya kadınlarda kadınlık hormonu olarak bili­nen östrojen hormonunun yumurtalıklardan az salgılandı­ğı durumlarda da kilo artışı meydana gelir. Seks hormon­ları dediğimiz bu hormonların azalması kilo alınmasına neden olmaktadır. Özellikle ergenlik döneminde aşırı kilo alan erkek çocuklarında seks hormon azlığı olup olmadığı mutlaka araştırılmalıdır.

Bunun dışında büyüme hormon azlığı ve kandaki kal­siyum düşüklüğü de kilo alımına neden olmaktadır.

Bazı virüsler veya bağırsak florası değişikliği şişmanlık yapar mı?

Bazı bilimsel çalışmalarda, “adenovirüs-36” enfeksiyo­nunun tavuk ve farelerde şişmanlığa yol açtığı ve insanlar­da da bu virüse ait antikorların şişman kişilerde daha fazla olduğu saptanmıştır. Şişman olmayan insanlarda adenovi­rüs-36 enfeksiyonu sıklığı yüzde 5’ken, şişmanlarda bu oranın yüzde 20-30 olduğu belirlenmiştir. Şişmanlığa bu virüsün neden olduğunu söyleyebilmek için daha fazla araştırma yapmaya ihtiyaç vardır. Diğer bir araştırma ala­nı ise şişman kişiler ile normal kilolu kişilerin bağırsak flo-ralarındaki bakterilerin, yani mikropların farklı olup ol­madığıdır. İlk çalışmalar bağırsak florasının şişman kişiler­de farklı olduğunu göstermiştir. Bu konu çok ilginç ve üze­rinde daha fazla çalışmaya ihtiyaç duyulan bir konudur.

Kadınlarda yumurtalık kistleri de kilo yapar mı?

Bazı şişman kişiler diyet yaptığı halde zayıflayamıyor. Bunun nedenini açıklayabilir misiniz?

Bu kişilerin zayıflayamamasının başlıca nedeni sağlıklı beslenmemeleri ve hareketi artırmamalarıdır. Bunları yap­tığı halde zayıflayamayan kişilerde hormonal bir bozukluk veya genetik bir hastalık olma olasılığı yüksektir. Bu kişi­ler bir endokrinoloji uzmanına başvurmalıdırlar. Ayrıca kullanılan doğum kontrol hapları, depresyon ilaçları da kilo vermeyi engelleyebilir.

Sıklıkla karşılaşılan bir durum ise, belirli bir kilo ver­dikten sonra, daha fazla kilo verememektir. Bunun nedeni vücudun kendini koruma mekanizmasıdır. Bu koruma mekanizmalarından biri, kalori azalınca tiroit hormonu olan T4’ün T3’e dönüşümünü sağlayan 5′ -deiyodinaz enziminin çalışmasında bir yavaşlama olmasıdır. T4 hormo­nundan T3 hormonu az oluştuğu için, metabolizma biraz yavaşlar ve bu durum da kilo vermeyi önler. Bu nedenle zayıflayamayan kişilerde tiroit hormon tetkiklerinin ince­lenmesi gerekir. Özellikle hipotiroidi denilen tiroit yetmez­liği varsa kilo vermek çok zordur. Bu hastalığın bir endok­rinoloji uzmanınca tedavisi gerekir.

Kilo vermeyi engelleyen diğer bir durum kandaki bazı minerallerin azlığıdır. Örneğin kanında kalsiyum, magnez­yum ve selenyum eksikliği olan kişiler daha zor zayıflar. Bu minerallerin ölçülerek eksikse alınması kilo kaybına fayda sağlar.

Kilo vermeye başladıkça kanımızda “ghrelin” hormo­nu artmaya başlar ve bizi yemek yemeye yönlendirir. Be­yinden salgılanan “öreksin” isimli hormon da yemek ye­meyi artırmaktadır.
Görüldüğü gibi vücudumuz, salgıladığı hormonlarla, devamlı kilo vermeye karşı direnç gösterir. Belirli miktarda kilo verildikten sonra, vücut yeni duruma karşı bir denge sağlamaya çalışır ve kilo kaybı azalır, bazen durur. Bu kişi­ler ümitsizliğe kapılmayıp sağlıklı beslenme ve egzersize devam etmeli hatta egzersizi biraz daha artırmalıdırlar.

Kilo verirken önce hızlı bir kayıp oluyor, ama sonra ki­lo kaybı yavaşlıyor. Bunun nedenini öğrenebilir miyiz?

Kilo kaybının iki dönemi vardır. İlk dönem hızlıdır. Bu dönemde karaciğer ve kaslarda depolanan glikojen adın­daki şekerin ve proteinlerin yıkımına bağlı olarak belirgin bir sıvı kaybı olur ve 24-48 saat içinde glikojen depoları azalırken, vücuttan su atılır. Kişi de hemen kilo verdim di­ye sevinir.

Bu dönemden sonra yağların yakılması evresi gelir ki, bu evrede başarılı olmak için spor yapmak, yürümek ve gün içinde hareketli olmak büyük önem taşır. Eğer bunla­ra dikkat edilmezse kilo kaybı durur.
Bu arada tiroit bezi hormonları çalışmayan veya kan insülin hormonu yüksek kişilerde de kilo kaybı zor olur. Bu kişilerin mutlaka bir endokrinoloji uzmanına başvur­maları ve uygun tedavi almaları gerekir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here