Kalp Kapakçıklarınızda Sorun Çıkabilir – II

0
kalp kapakçıkları
Kalp Kapakçığı rahatsızlıklarında Genellikle ilk şikayetler çarpıntı ve nefes darlığı oluyor. Kapaktaki bozukluğun derecesine bağlı olarak şikayetler artıyor. Çabuk yorulma, daha önce kolaylıkla yapılan işleri yapmakta zorlanma, yokuş ve merdiven çıkarken zorlanma, ileri aşamada sırtüstü yatamama ve yastık yükseltme gibi sorunlarla karşılaşılabiliyor.
Teşhis ve Tedavi
Yapılan kalp muayenesinde, bozulmuş kapağa bağlı olarak ortaya çıkan ve üfürüm olarak adlandırılan anormal sesler duyuluyor. Kesin tanı ise, kalbin ultrasonik incelemesi olan, ekokardiyografiyle konuluyor. Hastalığın derecesine bağlı olarak tedavi seçenekleri de değişiyor. İlk dönemlerde ilaç tedavisi uygulanıyor. Kapak fonksiyonları ileri derecede bozulmuşsa, en geçerli tedavi yöntemi ameliyat oluyor. Bunun yanı sıra, hastanın durumuna göre bazı girişimsel yöntemlerle de tedavi yapılabiliyor. Tercih edilecek yöntem bozulmuş kapağın yapısı, hastanın yaşı, genel durumu ve eşlik eden hastalıklara göre seçiliyor. Kapak hastalıklarının cerrahi tedavisi, açık kalp ameliyat yöntemi ile gerçekleştiriliyor. Kapak ameliyatlarda birincil amaç; mümkünse doğal kapağın korunmasını sağlamak. Bunun için uygun olgularda kapağın tamiri yoluna gidilebiliyor. Eğer tamiri mümkün değilse, diğer seçenek olarak hasta kapak yapay bir kapakla değiştiriliyor.
Olumsuz Durumlar Söz Konusu Olabiliyor
Kapaktaki mekanik problem (kaçak veya darlık) çoğu zaman tamamen giderilmiş olsa da yapay kapak tamamen sorunsuz bir yaşam sağlayamayabiliyor. Hasta ameliyat sonrası dönemde, düşük bir ihtimal de olsa, oldukça ciddi sonuçları olabilecek kapakta pıhtı oluşması ve enfeksiyon gibi yapay kapağa ait bazı sorunlarla karşılaşılabiliyor. Birçok çeşidi olsa da protez kapaklar, metal veya biyolojik kapaklar olarak iki grupta sınıflandırılıyor. Metal kapaklar çok dayanıklı olmalarına  rağmen enfeksiyon oluşması ve pıhtı yapma ihtimalleri biyolojik kapaklardan daha yüksek. Bu nedenle metal kapak takılan hastalar ömür boyu, kanda pıhtılaşmayı azaltacak bir ilaç kullanmak zorundalar. Biyolojik kapakların, pıhtılaşmayı önleyen ilaç kullanılma ihtiyacı yokken, dezavantajı ise genellikle 9-10 yıl içinde kireçlenip deforme olmaları. Bir süre sonra tekrar ameliyatla bu kapakların değiştirilmesi zorunluluğu ortaya çıkabiliyor.
 Kalp Kapakların Pıhtılaşması veya Enfeksiyon Kapması Durumunda…
Kapak pıhtılaşıp hareketsiz kalınca ani ölüme neden olabileceği gibi, buradan kalkan pıhtılar vücuda dağılıp felce, kalp krizine, böbrek yetmezliğine ve kol-bacak gibi uzuv kayıplarına neden olabiliyor. Böyle bir durum ortaya çıktığında, acilen çalışması bozulan kapağın değiştirilmesi ve mümkünse vücuda dağılan pıhtının bulunduğu yerden alınması gerekiyor. Kapağın üzerine enfeksiyon yerleşirse çoğu zaman ilaç tedavisiyle bu kapağın temizlenmesi mümkün olamıyor. Enfeksiyonlu kapak ameliyatla çıkarılıyor ve yerine yenisi takılıyor. Ancak ne yazık ki bu bölgeye takılan yeni kapağın da tekrar enfeksiyon kapma ihtimali yüksek olabiliyor. Bu olumsuz durumları büyük oranda engellemek mümkün. Mental kapak takılan hastalara kanın pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar veriliyor. Verilen ilacın, önerilen dozda kullanılması çok önemli. Düşük değerler pıhtılaşmayı önleyemezken, yüksek değerler riskli kanamalara neden olabiliyor. Bu riskleri önlemek için hastaların doktorun önerdiği sıklıkta INR kontrolü yaptırmaları gerekiyor. Hamilelik döneminde bu ilaçları kullanan kadınların çocuklarında anomali (sakatlık) gelişme ihtimali yüksek oluyor. Bu nedenle genç kadınların ve beklenen ömür süresi 10 yılın altında olan yaşlı bireylerin ameliyatlarında, pıhtılaşmayı önleyen ilaç kullanımına ihtiyaç duyulmayan, biyolojik kapaklar tercih ediliyor.
Ağız ve Diş Sağlığına Dikkat!
Kapak enfeksiyonlarının en sık rastlanan nedenleriyse yetersiz olan ağız ve diş sağlığı. Hastalar kapak ameliyatından önce ağız ve diş sağlığı yönünden kontrol ediliyor. Bir enfeksiyon odağı varsa (diş çürüğü, bademcik iltihabı gibi) önce bunların tedavisi yapılıyor. Ameliyattan sonra da ağız hijyenine dikkat edilmesi büyük önem taşıyor. Yılda iki kez diş kontrolü yaptırılması öneriliyor. Bu hastalara herhangi bir cerrahi girişim yapılacaksa koruyucu antibiyotik uygulaması önem kazanıyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here